Şehir Bahçeciliği: Biz Nerede Yaşıyorsak Besinlerimiz de Orada Yetişsin!

Küresel gıda sisteminin karşı karşıya olduğu sıkıntıyı hafife almak zor.  Bir yandan obezite ve açlığın artışı, bir yandan nüfus artışı, gıda atıkları, gıda sisteminin neden olduğu çevresel sorunlar gibi.Tüm bu sorunlar göz önüne alındığında karamsar olmak yerine etkin çözümlerin üretilmesi, değişim için birlikte harekete geçilmesi, bilimin ve teknolojinin de bu değişime öncülük etmesinden yanayım. Şehir bahçeciliği bu sorunları hafifletmek için bir çözüm olabilir.

Önceki yazılarımda bu sorunlardan, bireysel olarak beslenme alışkanlıklarımızın değiştirilmesi odağında neler yapabileceğimizden bahsettim. Bu yazımda ise besinlerimizin üretmek için kullanılan yenilikçi ve sürdürülebilir üretim yöntemlerinden bahsedeceğim.

 

Şehirleşme ve Gıda Güvencesizliği

 

2050’ye kadar dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşması bekleniyor ve bu nüfusun %68’inin kentlerde yaşayacağı öngörülüyor. Günümüzdeki kentli nüfusu da azımsanacak düzeyde değil, bugün dünya nüfusunun %55’i kentlerde yaşamını sürdürüyor.

Bugün dünya nüfusunun %56’sı kentlerde yaşıyor. 2050’de bu oranın %68 olması bekleniyor.

 

Şehirleşme basit haliyle düşünüldüğü gibi insanları zenginliğe ve bolluğa taşımıyor. Bu kentleşme süreci, kentsel yoksulluk ve gıda güvencesizliği ile beraber büyüyor.

Kentler genişledikçe kentli ailelerin besin ihtiyacı da artıyor ve gıda krizleri en çok da kentli yoksulları etkiliyor. Çünkü kentte yaşayan insanlar gıda fiyatlarındaki değişimlerden direkt etkileniyor, gıda fiyatlarında yaşanan artış ise alım gücünü düşürüyor ve sağlıklı besinlere erişim zorlaşıyor. Bu da beslenme kalitesinin düşürerek yetersiz beslenme sonucunu doğuruyor.

 

Gıda fiyatlarındaki dalgalanmadan en çok kentli yoksullar etkileniyor.

Bu gıda güvencesizliğine çözüm oluşturabilmek, gıdanın taşınması, işlenmesi gibi süreçler için harcanan maliyeti ve fosil yakıt kullanımı düşürebimek adına şehir bahçeciliği fikri doğuyor.

 

Şehir Bahçeciliği/ Tarımı

 

Şehir Bahçeciliği şu noktaya dayanır: Biz nerede yaşıyorsak besinlerimiz de orada yetişsin. 

Şehir bahçeciliği adından da anlaşılabileceği gibi besinlerimizin üretimi için kentsel alanların tercih edildiği tarım ve bahçecilik faaliyetidir. Şehir bahçeciliği ile geniş çeşitlilikte besinler sağlanabilir, sebzeler, meyveler, mantar gibi ürünler yetiştirebilir, kümes hayvanları ve balık sağlanabilir, aynı zamanda aromatik bitkiler de yetiştirilebilmektedir.

 

Biz nerede yaşıyorsak besinlerimiz de orada yetişsin!

 

Gıda üretimini kırsal alanlardan kent alanlarına taşıma, soğutma maliyetlerini düşürür, daha taze ve besleyici gıdaya daha uygun fiyatlara ulaşmamızı sağlar.

Sebzeler, kısa üretim süreci ile şehir bahçeciliğine en uygun ürünlerdendir. Şehir bahçelerinden elde edilen verimin de yüksek olduğu bilinmektedir. 1 metrekarelik alanda yıllık 20 kg besin üretilebilmektedir.

Kentli üreticiler taşıma, işleme, paketleme, depolama süreçlerinde daha az ihtiyaç duydukları ve direkt kendileri satabildikleri için aracıya ayıracakları bütçe azalır ve üretici hakkı olanı kazanır.

Dahası şehrin içindeki restoranlardan, marketlerden elde edilen gıda atıkları, evdeki gıda atıkları da rahatlıkla şehir bahçelerinde kompost olarak kullanılabilir.

 

Şehir bahçeciliği pek çok yerde yapılabilir: Bir apartmanın çatısında, avm’nin terasında, küçük bir balkonda…

 

Şehir bahçelerinin en güzel yanı ise neredeyse her yerde yapılabilmesidir. İnternette küçük bir arama yaparak harika şehir bahçeleri örnekleri görebilirsiniz. Bir apartmanın çatısında, avm’nin terasında, küçük bir balkonda … Tüm bunlar neden olmasın ki diye düşündürecek.

 

Hidroponik/ Dikey Tarım

 

Hiprponik tarım da şehir bahçeciliği içerisinde sayılır diğer şehir bahçelerinden en büyük farkı ise topraksız olmasıdır. Bugün yediğimiz yiyeceklerin %95’inin topraktan gelmektedir, gelecekte bu oran değişebilir mi?

Hidroponik tarım tamamen kapalı bir alanda yapılır. Bu alanın nerede olduğunun ise önemi yoktur, şehirde bir apartmanın içinde, bir konteynerin içinde, bir gemide… Gerekli şartların herhangi bir yerde.

 

Dikey tarım.

 

Dikey tarım kavramından da anlaşıldığı üzere, ürünler geleneksel tarımda kullanıldığı üzere yatay değil dikey şekilde yetiştirilir. Bir çekmece gibi düşünün. Bu da günümüz dünyasında tarım için kullanılan arazilerin büyüklüğü düşünülünce oldukça sürdürülebilir bir yoldur. Bu yöntemle elde edilen verim oldukça yüksektir.

Kapalı bir alanda yapıldığı düşünülürse mevsimsel değişikliklerden, hava olaylarından bağımsızdır. Gelecekte iklim değişikliğinin sebep olacağı ekstrem hava olaylarının tarım ve ürün verimi üzerinde yaratacağı olumsuz etki düşünüldüğünde kulağa oldukça iyi geliyor.

İklimin kontrol altına alındığı hidroponik tarımda pestisit kullanılmasına gerek duyulmuyor. Ürünlerin yetiştiği alanların geleneksek tarım için istenen sıcak havanın aksine soğuk tutuluyor. Bu da herhangi böceğin yetişmesine olanak vermiyor.

Sıcaklık, nem ve karbondioksitin en uygun şekilde sağlandığı bir atmosfer yaratılıyor. Aynı zamanda içerdeki hava ultraviyole ışıkları sterilize ediliyor bu da zararlıları engelliyor. Bu hem ürünler içi hem de insan sağlığı için iyi, gıda kaynaklı hastalık riskini elimine ediyor.

Ürünlerin yetişmesi gereken kullanılan su, gerekli olan besin öğelerini sağlıyor. PH’ı tam olması gereken düzeyde ayarlanan bu su, sirküle edildiğinden su tasarrufu da sağlıyor. Tarımın temiz su kaynaklarının %70’ini kullandığını düşünürsek bu harika bir haber.

 

Kırmızı ve Mavi diyotlar ile fotosentez en verimli şekilde gerçekleşiyor.

Fotosentez için gerekli olan güneş yerine diyotlar kullanılıyor. Fotosentezin en verimli şekilde gerçekleştiği ışıklar kırmızı ve mavi dalga boyları olduğundan dolayı kırmızı ve mavi diyotlar kullanılıyor. Tüm spektrumun kullanılması yerine sadece kırmızı ve mavi renk diyotların kullanılması da enerjiden tasarrufu sağlıyor.

Hidroponik tarım ile pek çok ürün üretilebilir ama bugünün teknolojisi ile hem ekonomik hem de ticari olarak en uygun ürünler yeşil yapraklı sebzeler olarak görülüyor.

 

Akuaponik Sistem

 

Akuaponik isminin orjinali olan aquaponic = aquaculture (kültür balıkçılığı) + hydroponic (hidroponik tarım) kavramlarının birleşimidir. Bu sistemde sebzeleri hem de balıkları yetiştirebiliyoruz.

Akuaponik sistem diagramı

 

Sistem kısaca şu şekilde işliyor, balıklar haliyle atık üretiyor -> sistem içindeki nitrifikasyon bakterileri atıkta yer alan amonyağı nitrit daha sonra da nitrata dönüştürüyor -> nitratın içinde yer alan azot besinler için gübre oluyor (sentetik azotlu gübreleri düşünün). Daha sonra, bitkiler tarafından kullanılan azot ile filtre edilmiş su tekrar balığa gidiyor ve bu döngü böyle devam ediyor.

Yani bu sebze – balık simbiyotik ilişkisinde balık atıkları sebzeler için gübre oluyor, sebzeler ise balık için filtre görevi görüyor.

 

Akuaponik sistemde, balık atıkları sebzeler için gübre oluyor, sebzeler ise balık için filtre görevi görüyor.

 

Bu sistem ile kültür balıkçılığının yarattığı kirliliği önlenebilir, su tasarrufu sağlanır, sebzeler için organik gübre sağlanmış olur.

Tüm bu yöntemlerin hiçbiri tek başına gıda sorunumuzu çözmeyecek belki ama bu ve bunlar ve burada henüz bahsetmediğim çözüm yolları geliştirmek, gıdamızın geleceği için bilimi ve teknolojiyi takip etmek, daha iyi bir gelecek yaratmak adına farklı yöntemlerle de olsa ortak amaç için hareket etmek, daha iyiyi getirecektir. Gıdanın geleceği, bizim geleceğimiz ve bu gelecek bugün bizim ne yaptığımıza bağlı.

 

 

Referanslar ve Yaralandığım Kaynaklar:

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir