Davos 2018: ”Sürdürülebilir Bir Gıda Sistemi İçin Tek Yol: İşbirliği”

Davos 2018: ''Sürdürülebilir Bir Gıda Sistemi İçin Tek Yol: İşbirliği'' 1

Küresel gıda sisteminin karşı karşıya olduğu sıkıntıyı hafife almak zor. Dünya nüfusu arttıkça -ki 2050’ye kadar 10 milyara ulaşması bekleniyor- beslenmeye ihtiyaç duyan insan sayısı da artmakta. 2050’de 2 milyar insanı daha besleyebilmek için gıda üretimimizi %50 arttırmayılız.

Bununla birlikte, günümüzde mevcut nüfusu beslemeye yetecek kadar gıda üretilmesine rağmen her gece 815 milyon kişi yataklarına aç gidiyor ve bu rakam 2015 yılında  777 milyondu. Açlık yükselirken bir yandan da obezite tüm dünyada durdurulamaz bir hal aldı. Küresel Beslenme Raporu (2017)’na göre 2 milyar yetişkin hafif kilolu ve obezken 41 milyon çocuk hafif kilolu.

Hal böyle olunca herkesin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde beslendiği bir dünya yaratmak göz korkutucu görünüyor. Burdaki başlıca sorunlar, su kıtlığının tarım üzerindeki etkileri; doğal kaynakların aşırı kullanılması sonucu ormasızlaşma ve arazi kaybı; hem obezite hem malnutriyonun artışı ve tüm bunlarla birlikte üretim ve tüketim sürecinde oluşan besin atıklarıdır.

Bu düşünceyle,  bu yıl Davos‘ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yıllık toplantısında gerçekleştirilen bir etkinlikte, küresel gıda sistemini yeniden şekillendirme konusundaki ilerlemeyi izleyen bir dizi girişimin altı çizildi. Bu girişimler, yatırımlara öncelik verilmesine yardımcı olmak, politikanın etkinliğini değerlendirmek ve iklim değişikliği ve sürdürülebilir tarım konusunda yürütülen eylemler için kurumsal desteği incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini ve küresel kalkınma üzerindeki etkilerini izlemenin gerekliliğini vurguluyorlar.

Multi-sektörel katılım gerekli

Bu girişimler sürdürülebilir gıda sisteminin geliştirilmesindeki önemi ayrı ayrı kanıtlasalar da, çok geniş yelpazedeki kuruluşun katılımıyla tarafından multi-sektörel iş birliğinin gerekliliği gösterilmiştir. Bu kuruluşlar: the International Food Policy Research Institute (IFPRI), the Global Alliance for Improved Nutrition (GAIN), the Barilla Center for Food & Nutrition (BCFN), City University of London, Rabobank, and the EAT Foundation.

Bu yaklaşıma acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Sürdürülemez gıda sistemleri açlık ve ölüm oranlarının ötesinde çok daha başka etkilere sahiptir. Göç ve iç karışıklığın nedeni olabilir, sınır ötesi gerilime neden olabilirler.

Gıda kıtlığının kendi başına bir tehdit olmasının yanı sıra iklim değişikliği ile ilişkili diğer riskler de küresel gıda tedariğinin önüne engeller koymaktadır. Öyle ki WEF’in önümüzdeki on yıl boyunca dünya üzerinde en büyük etkiye neden olacağını düşündüğü 5 riskten 4’ü iklim ile ilişkili: ekstrem hava olayları, doğal afetler, iklim değişikliğini hafifletme ya da adaptasyonda başarısızlıklar, su krizleri.

Bizler bu risklerin gıda tedariği üzerindeki etkiyi hali hazırda görmekteyiz. Etiyopya, Kenya ve Somali’de örneğin, kuraklıktan dolayı neredeyse 13 milyon kişi açlıktan ölmekte, ve bu kuraklığın iklim değişikliği ile daha da kötüleşeceğini gösteren bilimsel kanıtlar mevcut.

Küresel gıda sistemini yeniden şekillendirmek

Bu tür krizler, derhal harekete geçmeyi gerektirir, ancak uzun vadeli yaklaşımlar esastır. Gelecekteki gıda krizlerini önlemek ve etkilerini azaltmak için ihtiyaç duyulan şey küresel gıda sistemini yeniden şekillendirmektir.

Bunun bir parçası olarak, ülkelerin temel gıda sürdürülebilirlik sorunlarıyla ilgili performanslarını izlemek ve karşılaştırmak önemli bir adımdır. BCFN ve The Economic Intelligence Unit tarafından geliştirilen Gıda Sürdürülebilirliği Endeksi (FSI)‘nin arkasındaki fikir de budur. Davos’ta sunulan girişimlerden olan bu endeks ulusal gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini beslenme, tarım ve gıda israfı olmak üzere üç temel konu temelinde değerlendirmektedir.

FSI dışında Dünya Bankası, Rabobank ve Landesa Kırsal Kalkınma Enstitüsü yardımıyla IFPRI tarafından geliştirilen Küresel Gıda Sitemi Endeksikarar vericilere sürdürülebilir gıda üretimini ve beslenme güvenliğini teşvik eden girişimler tasarlanmasına yardımcı olacak bir izleme ve gözlem aracı sağlamayı amaçlamaktadır.

Bunlara ek olarak, dünyanın önde gelen 20 bilim insanın bir araya geldiği EAT-Lancet Commission on Food, Planet, Health Davos’ta tanıtıldı. Bu komisyon sürdürülebilir gıda sisteminden sağlanan sağlıklı bir diyeti nelerin oluşturduğuna dair ilk bilimsel rapor üzerinde çalışıyorlar. Raporun 2018 yılının bahar aylarında sunulacağı söyleniyor.

Davos’ta bu ve diğer girişimlerin tartışmaya açtığı çok yönlü yaklaşımlar, gıda sürdürülebilirliğinin geliştirilmesi için şart olduğu görülmektedir. Gıda birçok şeydir – bir ürün, bir bileşen, bir beslenme biçimi ve kültür ve kimliğin bir tezahürü. Bu, tarımsal işletmelerden satıcılara, hükümetten ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlara kadar tüm sektörlerin ortak çalışması gerektiği anlamına gelmektedir.

Gıda sistemlerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında, işbirliğine dayalı yaklaşımlar sürdürülebilir üretim ve tüketimin sağlanmasında ve tüm insanlığın ihtiyaç duydukları besin öğelerine erişebilmeleri için tek yol olacaktır.

Referanslar:

Collaborative Approaches to Food Sustainability Discussed at Davos 2018

The State of Food Security and Nutrition in the World, 2017. 

Global Nutrition Report, 2017.

A climate in crisis: How climate change is making drought and humanitarian disaster worse in East Africa

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir