Atmosferdeki Karbondioksit Yoğunluğu Çinko, Demir ve Protein Yetersizliği Riskini Artırıyor

Atmosferdeki karbondioksit miktarının önümüzdeki 30 ila 80 yıl içerisinde 500 ppm‘i aşacağı tahmin ediliyor. Karbondioksit yoğunluğunun 500 ppm olması durumunda günlük beslenmemizde yer alan pek çok ürünün protein, demir ve çinko içeriğinin %3-17 oranında azalacağı öngörülüyor. Bu durum hali hazırda çözülememiş çinko, demir ve protein yetersizliği riskini artırıyor.

Yeni yapılan bir çalışma, yükselen karbondioksit miktarının bugün beslenme yetersizliği yaşayan nüfusa ek olarak 175 milyon insanın çinko yetersizliği, 122 milyon insanın da protein eksikliği yaşayacağını tahmin ediyor ( 2050 yılı nüfus projeksiyonu ve karbondioksit salınımı göz önüne alınarak). Aynı zamanda demir eksikliği anemisinin en sık yaşandığı gruplar olan 0-5 yaş arası çocukların ve doğurganlık çağındaki kadınların %57’sinin demir eksikliği riskinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayacağı öngörülüyor.

Demir, çinko ve protein yetersizliği riskinin en yüksek olarak belirlendiği bölgeler ise, Güney ve Güneydoğu Asya, Ortadoğu ve Afrika. 

 

Karbondioksit Salınımı Üzerine Senaryolar

 

Günümüzde karbondioksit salınımı rekor düzeylerde ilerliyor, 2016 yılında atmosferdeki karbondioksit miktarı 400 ppm’i aştı. Karbondioksit salınımını azaltacak yönde sıkı uygulamaların yapılmaması halinde bu yüzyılın sonunda yani 2100 yılında, atmosferdeki karbondioksit miktarının 940 ppm’i aşacağı öngörülüyor, bu en kötü senaryo.  Aşağıdaki grafikte farklı senaryolara göre atmosferdeki karbondioksit miktarının ne olacağını gösteriliyor.

 

 

En iyimser senaryo haricindeki tüm senaryolarda, karbondioksit miktarının 550 ppm’i aşması bekleniyor.

 

Karbondioksit Salınımı İnsan Beslenmesini Nasıl Etkiliyor?

 

Antropojenik karbondioksit salınımı, beslenmemizi iki farklı yol ile tehdit ediyor,

  1. Küresel iklim sistemini alt üst ederek, gıda üretimi ile ilgili tüm süreçleri sekteye uğratarak
  2. Direkt olarak, beslenmemiz içinde yer alan ürünlerinin besin değerlerini düşürerek.

 

Özellikle, bitkilerin yüksek karbondioksit miktarı altında yetiştirildiği deneysel çalışmalar, bir çok gıda ürününün demir, çinko ve protein miktarlarının %3 – %17 arasında daha düşük olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Genel olarak baktığımızda, dünya nüfusunun protein ihtiyacının %63’ü, çinko ihtiyacının %68’i, demir ihtiyacını ise %81’i bitkisel kaynaklar üzerinden sağlanıyor. Bu besin öğelerinin sağlandığı bitkilerin beslenme profilinde yaşanacak bu düşüş, hali hazırda bu besin öğelerinin yetersizliğinin yaşandığı toplumları daha savunmasız hale getirecektir.

Bu durum, 2 milyardan fazla insanın bir veya daha fazla besin öğesi eksikliği yaşadığı günümüz dünyasını tehdit etmektedir.

 

Yükselen karbondioksit miktarı altında yaşanacak çinko, demir ve protein yetersizliği riski

 

2050’ye kadar dünya nüfusunda %1.9’luk bir artış olacağını ve karbondioksit miktarının 550 ppm seviyesini aşacağı öngörülen çalışmaya göre:

  1. 175 milyon insan çinko yetersizliği yaşayacak.
  2. 122 milyon kişi protein yetersizliği yaşayacak.
  3. Demir için ise, yüksek karbondioksit miktarı altında yaşayacak nüfusun büyüklüğü tam tahmin edilememesine rağmen, 0-5 yaş arası çocuk ve doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık olarak %57’sinin yani 1.4 milyar kişinin, yetersizlik riskinin yüksek olduğu bölgelerde yaşanacağı öngörülüyor. 0-5 yaş arası çocuklar ve doğurganlık çağındaki kadınlar demir eksikliği riskinin en yüksek görüldüğü gruplardır.

 

175 milyon insanın çinko yetersizliği, 122 milyon insanın da protein eksikliği yaşayacağını tahmin ediliyor.

 

662 milyon protein yetersizliği, tahmini 1.5 milyar çinko ve 2 milyardan fazla demir eksikliğinin yaşandığı günümüz dünyası için beslenme yetersizliklerinin artacağı haberi pek iç açıcı değil.

 

Risk altındaki bölgeler

Aşağıdaki görselde bölgelerin beslenme yetersizliklerinden etkilenme oranları gösterilmektedir.

 

a’da çinko, demir, protein yetersizlikleri riskinin kombinasyonu, b’de yüksek karbondioksit miktarı altında yaşanacak demir yetersizliği ve anemi riski, c’de yüksek karbondioksit miktarı altında yaşanacak protein yetersizliği, d’de ise yine yüksek karbondioksit miktarı altında yaşanacak olan çinko yetersizliği gösterilmektedir.

Yukarıdaki görsele baktığımızda Türkiye’nin tüm beslenme yetersizlikleri (özellikle demir ve çinko yetersizliği) için yüksek risk bölgelerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Özellikle, beslenmemizdeki demir oranının %4’den fazla azalacağı ve anemi riskinin %20 artacağı göz önüne alınırsa.

Karbondioksit salınımını azaltacak politikalar, tarım ürünlerimizi iklim değişikliğine karşı dayanıklı hale getirmek bu riskleri azaltmak için bir çare olabilir.

 

Referans:

Impact of anthropogenic CO2 emissions on global human nutrition. 2018

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir